D. H. Lawrence Kayıp Kız
Merhabalar, bu yazımda ilk defa okuduğum İngiliz yazar D. H.
Lawrence’ın Kayıp Kız isimli romanından bahsedeceğim. Kayıp Kız, İletişim
Yayınları’nın Modern Klasikler dizisinden bir eser. Sanırım diziye yeni bir
kitap eklenmiyor ve bazı sitelerde diziye ait kitaplar artık satılmıyor. Ben
Malatya Kitap Fuarı’ndan bu kitabı ve yine bu diziden başka bir kitap olan Yedi
Harika Hikâye’yi tesadüf eseri almıştım.
Kayıp kız, çevirmeni Murat Belge’nin ön sözde Lawrence’ın
tarzı hakkında bilgi vermesiyle başlıyor. Bu ön söz ilk defa Lawrence okuduğum
için kitapları hakkında bir fikir edinmemi sağladı. Lawrence’ın roman sanatında
yenilikler yapan, eserlerinde farklı sınıflardaki insanların hayatlarına
değinen, Modern romanın öncüsü sayılabilen bir yazar olduğu anlatılmış. Ancak kadınların
o dönemde gördüğü toplumsal baskılardan kurtulmasını savunmasına rağmen onu erkek
egemenliğini yücelttiğini öne sürüp eleştirenlerin de mevcut olduğundan
bahsedilmiş.
Roman İngiltere’de küçük bir maden kasabası olan
Woodhouse’da geçiyor. Kitabın isminin kaynağı olan Alvina Houghton, bu maden
kasabasında babası James’in yaptırdığı Manchester House’da saygı duyulan varlıklı
bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geliyor. Babası James, sürekli yeni iş
girişimlerinde bulunan bir adam. Kıyafet dükkanından maden işletmesine kadar
çok farklı alanlarda denemeler yapıyor. Ancak James bu girişimlerde
Woodhouse’da hitap ettiği kitlenin olmamasından dolayı istediği başarıyı
çoğunlukla yakalayamıyor. Alvina’nın annesi ise genellikle hasta olan ve odasından
fazla çıkmayan bir kadın. Alvina böyle bir evde dadısının yanında uysal bir kız
olarak büyüyor. Büyüdükçe bazı konularda değişim yaşamaya başlıyor.
Uysallığının yanına meydan okuma ekleniyor. Tüm hayatını bu kasabada, bu evde geçirmekten
korkan Alvina, hep farklı olan, insanlar tarafından hoş görülmeyen şeylere ilgi
duymaya başlıyor. Woodhouse’da olan hiçbir şey ilgisini çekmezken dışarıdan
gelen, yabancı olan her şeye bu şeyin diğer insanlar tarafından basit, bayağı görünmesini
umursamadan hatta öyle görünmesinden haz alarak ilgi duyuyor. Önce o dönemde
saygın bir aileden gelen kızın ebelik eğitimi almasını kimse hoş karşılamazken
o ailesinin itirazlarına aldırmayıp ebelik eğitimi almaya gidiyor. Eğitimini
tamamlayıp Woodhouse’a döndüğünde bu işi burada yapamayacağını anlayıp bir süre
tekrar kabuğuna çekiliyor. Daha sonra James son iş denemesi olarak sinema ve
tiyatrodan oluşan bir eğlence merkezi açıyor. Alvina, buraya sahne almak için
gelen oyunculara ilgi duyup onlarla vakit geçirmeye başlıyor. Bir gün o
oyunculardan biri olan İtalyan Ciccio ile karşılaşıp ondan etkileniyor.
Ciccio’nun o kasabadaki herkesten farklı olması, diğer insanların onu bayağı
görmesi Alvina’nın Ciccio’ya daha da bağlanmasına sebep oluyor. Ciccio,
Alvina’nın hayatının daha farklı bir şekilde ilerlemesine yol açıyor. Kitabın sonlarına doğru 1. Dünya Savaşı’nın
çıktığı yıllarda savaşın insanlar üzerinde nasıl bir etki uyandırdığına da yer
verilmiş.
Emine

Yorumlar
Yorum Gönder