D. H. Lawrence Kayıp Kız



Yayınevi : İletişim Yayınları
Sayfa Sayısı : 407
Çeviren : Murat Belge


    Merhabalar, bu yazımda ilk defa okuduğum İngiliz yazar D. H. Lawrence’ın Kayıp Kız isimli romanından bahsedeceğim. Kayıp Kız, İletişim Yayınları’nın Modern Klasikler dizisinden bir eser. Sanırım diziye yeni bir kitap eklenmiyor ve bazı sitelerde diziye ait kitaplar artık satılmıyor. Ben Malatya Kitap Fuarı’ndan bu kitabı ve yine bu diziden başka bir kitap olan Yedi Harika Hikâye’yi tesadüf eseri almıştım.

    Kayıp kız, çevirmeni Murat Belge’nin ön sözde Lawrence’ın tarzı hakkında bilgi vermesiyle başlıyor. Bu ön söz ilk defa Lawrence okuduğum için kitapları hakkında bir fikir edinmemi sağladı. Lawrence’ın roman sanatında yenilikler yapan, eserlerinde farklı sınıflardaki insanların hayatlarına değinen, Modern romanın öncüsü sayılabilen bir yazar olduğu anlatılmış. Ancak kadınların o dönemde gördüğü toplumsal baskılardan kurtulmasını savunmasına rağmen onu erkek egemenliğini yücelttiğini öne sürüp eleştirenlerin de mevcut olduğundan bahsedilmiş.

    Roman İngiltere’de küçük bir maden kasabası olan Woodhouse’da geçiyor. Kitabın isminin kaynağı olan Alvina Houghton, bu maden kasabasında babası James’in yaptırdığı Manchester House’da saygı duyulan varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geliyor. Babası James, sürekli yeni iş girişimlerinde bulunan bir adam. Kıyafet dükkanından maden işletmesine kadar çok farklı alanlarda denemeler yapıyor. Ancak James bu girişimlerde Woodhouse’da hitap ettiği kitlenin olmamasından dolayı istediği başarıyı çoğunlukla yakalayamıyor. Alvina’nın annesi ise genellikle hasta olan ve odasından fazla çıkmayan bir kadın. Alvina böyle bir evde dadısının yanında uysal bir kız olarak büyüyor. Büyüdükçe bazı konularda değişim yaşamaya başlıyor. Uysallığının yanına meydan okuma ekleniyor. Tüm hayatını bu kasabada, bu evde geçirmekten korkan Alvina, hep farklı olan, insanlar tarafından hoş görülmeyen şeylere ilgi duymaya başlıyor. Woodhouse’da olan hiçbir şey ilgisini çekmezken dışarıdan gelen, yabancı olan her şeye bu şeyin diğer insanlar tarafından basit, bayağı görünmesini umursamadan hatta öyle görünmesinden haz alarak ilgi duyuyor. Önce o dönemde saygın bir aileden gelen kızın ebelik eğitimi almasını kimse hoş karşılamazken o ailesinin itirazlarına aldırmayıp ebelik eğitimi almaya gidiyor. Eğitimini tamamlayıp Woodhouse’a döndüğünde bu işi burada yapamayacağını anlayıp bir süre tekrar kabuğuna çekiliyor. Daha sonra James son iş denemesi olarak sinema ve tiyatrodan oluşan bir eğlence merkezi açıyor. Alvina, buraya sahne almak için gelen oyunculara ilgi duyup onlarla vakit geçirmeye başlıyor. Bir gün o oyunculardan biri olan İtalyan Ciccio ile karşılaşıp ondan etkileniyor. Ciccio’nun o kasabadaki herkesten farklı olması, diğer insanların onu bayağı görmesi Alvina’nın Ciccio’ya daha da bağlanmasına sebep oluyor. Ciccio, Alvina’nın hayatının daha farklı bir şekilde ilerlemesine yol açıyor.  Kitabın sonlarına doğru 1. Dünya Savaşı’nın çıktığı yıllarda savaşın insanlar üzerinde nasıl bir etki uyandırdığına da yer verilmiş.

                                                                                                                                                        Emine



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Stefan Zweig Bir Kalbin Çöküşü

Stefan Zweig Mecburiyet Yorumu