Stefan Zweig Mecburiyet Yorumu
Merhaba, Stefan Zweig'ın Mecburiyet eserini inceleyeceğim ama ondan önce sizlere blog yazmaya nasıl karar verdiğimizden bahsetmedik.Kitap okumayı ve edebiyata ilgimiz olduğundan kısaca bahsetmiştik ama bu sayfamız sadece kitap özeti veya yorumlarımızla sınırlı kalmayacak aynı zamanda tarih, edebiyat, bilim vs konular hakkında da paylaşımlarımız olacak. Herkesin hayatında bakış açısını değiştiren ve çok etkilendiği kitaplar olmuştur. Beni en çok etkileyen Dostoyevski'nin Suç ve Ceza kitabı idi. Özellikle kitabın içinde geçen bir cümle çok etkilemişti, "sıradan insanlar bugünün; olağanüstü insanlar ise yarının efendileridir." diye hatırlıyorum ve lisedeyken bu yazıyı not etmiştim.Bu cümle den yola çıkarak bir şeyler üretmemiz gerektiği çıkarımında bulundum. Sabahattin Ali'nin de dediği gibi, "İnsan dünyaya sadece yemek,içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı.Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı. "Biz de hayatı daha anlamlı hale getirmek için bir şeyler yapmamız gerektiğini düşündük. Mesela bu bir insanın hayatına dokunmak, bir kitap yazmak, bir şeyler üretmek yani yarına bir şeyler bırakma. Biz de bu nedenle blog sayfası açarak küçük bir adım atmış olduk.Şimdi Stefan Zweig'ın Mecburiyet adlı kitabın yorumuna geçeyim.Kitabın ön sözünde yazarın yazım aşamasında Firari olarak tasarladığı, sonrasında Mecburiyet adını verdiği ve 1920 yılında basılan eser, savaş karşıtı Zweig'ın yaşamından izler taşıdığını belirtir. Stefan Zweig, I. Dünya Savaşı'nda ülkesinden kaçıp karısı Paula ile birlikte İsviçre' ye gelen ressam Ferdinand 'ın hikâyesini işler.Memleketinden uzakta özgürce yaşayıp resim yapmak istemektedir. Ferdinand' ın önünde sonunda
Merhaba, Stefan Zweig'ın "Olağanüstü Bir Gece" kitabını okumadım. Çok güzel özetlemişsiniz.En kısa zamanda okuyacağım.Listeye ekledim.Siz de edebiyatla ve sevgiyle kalın.
YanıtlaSil