Grigory Petrov Beyaz Zambaklar Ülkesinde




Yayınevi:Çınaraltı 
Sayfa sayısı :175 

Merhabalar, dün instagram üzerinden yaptığım anket sonucu Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabı Yeraltından Notlar kitabından daha fazla oy aldı ve bu nedenle bu eseri inceleyeceğim. 
 
Yoruma geçmeden önce kitabın ön sözünde  Bulgarcadan Türkçeye 1928' de çevrildiği yazıyor. M. Kemal Atatürk'ün bu kitapla nasıl tanıştığı bilinmiyor ama bu kitaptan etkilendiği ve kitabı özellikle askerî okulların eğitim müfredatında okutulmasını emrettiği bilinir.Milli Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Mehmet Emin Bey'in Hayat mecmuasının 74.sayısında kitaptan övgüyle bahsettiği yazısı şöyledir:
"Elimde olsa ;Haydarpaşa - Ankara arasında seyahat eden her bir yolcunun eline bu kitabı tutuşturur, kitabı okuturken bir yandan da çevrede bulunan toprak yığını köylere baktırırdım. 
Öğretmen olsaydım ;çocuklara bulunduğum şehrin kenar semtlerini gezdirirken, evlerde konuşulanları tekrarlatırken, (yeme-içme, giyim-kuşam) tarzlarını gösterirken, Grigory Petrov'un kitabından sayfalar okurdum. 
Komutan olsaydım ;askerlerimin toplandıkları koğuşlara bu kitabın bazı sayfalarını kopya eder ve asardım. "
Kitabın ön sözünde de belirtildiği gibi Rus asıllı bir yazarın, Rusların Fin halkına yaptıkları baskı politikasını yazması, kitabın en orijinal tarafı olsa gerektir. 

Grigory Petrov'un seyahatleri esnasında bu ülkede gördüklerini not almasıyla oluşan bu eser, Finlerin bir zamanlar  İsveç daha sonra Rus egemenliği altında yaşaması ile başlayıp daha sonra halkın uyanışı ile değişimini ve dönüşümünü konu alan bir eserdir.Elverişsiz doğa koşulları, yoksulluk ve imkansızlık içerisindeki Fin halkının bir avuç aydın önderliğinde ;öğretmen, din adamı, doktor, asker, avukat ve memurun bir dayanışma sergileyerek büyük mücadele verdikleri ve bir ulusun kalkınmasını tüm insanlığa örnek olacak biçimde sunan bir eserdir. 

 Kendilerini "Suom"ve çok sevdikleri     ülkelerine" Suomi "yani bataklık arazi     anlamına gelen sozcukle adlandıran Finler   yalnızca ekonomi olarak değil   kültürel,askerî, hukuk, medeniyet ve bilim   alanlarında da çağın   gerisindeydi. Ülkenin   kültürünü ilerletmek için Snelman adında   birisi öne çıkmıştır. Snelman önderliğinde   birkaç genç öğretmen, din adamı, avukat ve   memurla birlikte halkın eğitilmesi ve   kültürün yayılması amacıyla seferberlik   başlatmıştır. Halkın Öğretmenleri adını   verdiği kişilerle Finlandiya'nın en ücra   yerlerine giderek halkı egitmeye ve   uyandırmaya çalışmış ve aydınlara   topluma, halka karşı sorumlu olduklarını   onları eğitmeleri gerektiğini vurgulamıştır. 
 Snelman halkın bilgisizliğini, kabalığını,   sarhoşluğunu ve yoksulluğunun sebebi   olarak tüm toplumu görüyordu ve hep   birlikte bu ulkenin gelişimi için çalışmaları   gerektigini düşünüyor ve herkesin halka   karşı sorumlu olduğunu belirtiyordu.   Etkilendiğim ve gerçekten benim de   topluma karşı kendimi sorumlu hissettiğim   cümle kitapta şöyle geçiyordu:
"Aydın olmak, modaya uygun elbise ve şapka giymek, kolalı gömlek taşımak değildir. Aydın zümre, ulusun başı yani beyni sayılır. Ulus, sizi iyi bir eğitim aldıktan sonra iyi bir aylık alın, akşamları kahvehanelerde iskambil veya domino masasının başına geçip eğlenin diye okutmamıştır. Böyle yapanlar gerçek aydınlar değillerdir. Onlar aydınların küflenmişidir. 
Okumuşların hepsi, ulusal zekâyı açmaya, ulusal vicdanı uyandırmaya, ulusal iradeyi güçlendirmeye zorunludur. Köylülere, işçilere ve halkın alt tabakalarına, nasıl daha iyi yaşayabileceklerini gösterin! 

Yoksulluk ve imkansızlık içindeki bu ülkenin Snelman öncülüğünde bir avuç aydının yılmadan çalışarak verdikleri mücadeleler sonucunda kalkınmasına şahit oluyoruz. Okurken bu gelişim ve dönüşüme şahit olmak gerçekten muhteşem bir şey. Okumanızı öneririm.        

                                                  Burcu


                                    
                                                   

                                             

   




  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Stefan Zweig Bir Kalbin Çöküşü

Stefan Zweig Mecburiyet Yorumu