Azra Kohen Gör Beni



Yayınevi : Everest Yayınları
Sayfa Sayısı : 594


Merhabalar, bu yazımda Gör Beni kitabından bahsedeceğim. Öncelikle normalde seri olan kitaplar tamamlanmadan okumamayı tercih ederim ama bu sefer okuyanların yapmış oldukları paylaşımları görünce bu kitabı daha fazla ertelememeye karar verdim. Öğrenilecek çok şey vardı bunları daha fazla kaçırmak istemedim. Azra Kohen’in daha önce Fi-Çi-Pi üçlemesini okumuştum ve yazarın kurguyla bilgiyi harmanladığı bu tarzını okumayı seviyorum.

Bu kitapta Osmanlının yıkıldığı Cumhuriyetin ilan edildiği o günlerde bir yandan Osmanlının yıkımıyla hezimete uğrayan, yeniden Osmanlı Devletini canlandırmak için elinden gelen her şeyi yapan grubu temsil eden Sadrazamın oğlu Selim, diğer yandan savaşta verdikleri mücadeleler sonucu babasını, abilerini ailesindeki neredeyse tüm erkekleri savaşta kaybeden Ülkü’nün hikâyesi anlatılıyor. Ülkü ve kardeşleri İlmiye, Ayşe, Ali, annesi, anneannesi köylerinin işgal güçleri tarafından yakılmasıyla İstanbul’a gelip Valpreda apartmanına taşınıyorlar. Böylelikle hayatın zıt noktalarından gelmiş olan Selim ve Ülkü, İlmiye ve Orhan’ın önyargılarını yıkarak bir olma hikâyeleri başlıyor. Ön planda Ülkü ve Selim’in hikâyesini okurken arka planda da Ülkü’nün kardeşlerinin öğretmenleri Fred öğretmenin sınıfında anlattıkları dersler sayesinde dinler tarihinin yanı sıra en eski uygarlıklardan biri olan Sümerler hakkında birçok şey öğreniyoruz. Bazı bölümlerde de Picot ve Robert gibi İngiliz ajanlarının konuşmalarında İngilizlerin başka ülkelerin öz kaynaklarından faydalanmak için izlemiş oldukları siyasi politikalardan bahsediliyor.

Kitapta birçok güzel kitap ve müzik önerileri vardı, okunacaklar listeme baya kitap ekledim. Bazı konular tamamlanmamıştı. Sanırım bu konular Dinle Beni’ de çözüme ulaşacaklar. Yazıya son vermeden önce kitaptan bir alıntı paylaşmak istiyorum.

“ Dünyadaki sistem aslında çok basit arkadaşlar, teknolojiyi geliştirenler, yaşam için gelişmiş sistemler kurabilenler, insanlığın nasıl şekilleneceğine de karar verirler. Ya lokomotif olursun ya da vagon! Lokomotifsen nereye gidileceğine ve nasıl gidileceğine sen karar verirsin, insanlığın hikayesinin kiminle ne zaman başladığını sen seçersin, vagonsan birileri karar verir ve sen sadece peşlerinden gidersin. “
                                                                                                                                                                                                     Emine

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Stefan Zweig Bir Kalbin Çöküşü

Stefan Zweig Mecburiyet Yorumu